18 Mart 2012 Pazar

MEYHANENİN KAPISINA

MEYHANENİN KAPISINA…


Sana hasreti anlatamam ki;
Herhalde,
“Keder” gibi bir şey…

İçmek;
Ne seni kavuşturur,
Ne kandırır gönülleri.
“seni seviyorum”
Der gibi bir şey…


Zara .
Edip kaymak…

KIRK TAS SU

KIRK…

Yalnız bir kadına sorsan,
Bir çift göze;
Kırk yıl köleyim der…

Kırk yıldır yanıbaşındakinin
Kırk günahı senin desen;
Bırakın ,
Yalnız öleyim der…

Yolu yolsuza düşene,
Kırk tas su döksen;
Şu yüzümdeki muşta yarası
Senin için diyebilsen.
Nerden bileyim der…

KUŞBAZ

KUŞBAZ…

Ben Bahtı kara bir kuşbazım
Maraş Damlarında kuş uçurturum
Kuşlarımdan biri dönmese,ölürüm
Beni felaketler basar…

Merdin’ liler,paçalılar,kumrular
Hepsi benim sevgilim
Gelip bulamasalar beni;
Hepsi Maraş’ın bulutlarına
Kendini asar…

Kimi dişilerin kanatlarını keserim
Yadları bulup ta getirsin diye…
Kiminin ayağına halhal,
Kimine nazarlık takarım
Kem gözleri Maraş tan götürsün diye

Bir ayağına hasret bağlarım
Bir ayağına da Ahtı mı…
Uçururum Maraş ın Damına doğru
Sevinsinler ’’gelende mi’’ olurmuş
Sevinsinler görünce kara bahtımı…

Ben Bahtı kara bir Kuşbazım.
Benim halimden,
Bir onlar anlar…
Benimde kanatlarım vardı,
Bende bir Sevda kardım;
Bir zamanlar…

11.Mart 08
EDİP KAYMAK

KUŞLAR

KUŞLAR…

Beni;
Kanatlarına kar düşmüş,
Sığırcıklar üzdü.
Kedilerden kaçamayan,
Serçe yavrularının kanatları,
Ben olaydım.
Kanadı kırılan Leylek yavrularının;
Yalnızlığı benim olsun.
Eşini kaybeden Angutların;
Yüreği bende.
…velhasıl;
Bütün hüzünlü şarkılar,
Dağların, sisli yamaçları
Sığırtmaçların azığında ki yalnızlık,
Kuşların gözyaşları;
Beni anlatır.

Ardıçlar;
Ardıç kuşlarını bekler.
İncir Kuşlarını incirler…
Yolları;
Kırlangıçların kalbi bulur.
Üveyiklerin gözlerin de;
Yüreğim de ki; zincirler…
Güvercinlerin;
Neyini söyleyeyim?
Kumrular zaten malum;
Biliyorsunuz…
Bağrıkaraların;
Bağırlarına kazınmış,
Alın yazıları.
Kızkuşları;
Zarif, alımlı.yol gözler.
Düşünün bir kere;
Yol gözleye, gözleye;
Ölüyorsunuz…
Turnalar zaten;
Hamal Kuşları.
Aşk getirir, muştu götürürler.
Bülbül’ü boş ver;
Mecnun gibi yalancıdır…
Hepsi gelir gider.
Hepsi yolcudur bu Alem’de.
Vefa tek Karga dadır.
Bir tek Kara Karga hancıdır…

Ebabiller Tanrıyla konuşurlar.
Baykuş; gecelerin Adamı.
Akbabalar;
“ Cehennem Zebanisi” gibi.
Aşk’tan başka ne varsa temizler.
Bu iş sadece onun harcıdır…



Akbabaların gözleri yaşarmaz.
Gözyaşı;
Kadirbilmezlerin,
Gönül borcudur…

Gözlerini bağlamıştım Karabatakların;
Sevda ikliminde kör olsun diye.
Onlar aşktan anlamazlar,
Garip; aşk yükünü taşıyamaz.
Onlar benim gibi;
Kimsesizler burcudur…

08-09.MERSİN….

HAYAT

HAYAT -

Bitirince başlar sessizliği.
Muamma değil yaşamak…

Birkaç kanat,karga sesi
Birkaç soluk beddua,
Gak…Gak…Gak…

Bir yaylım ateşi ateşböceklerinden
Ateş ateş,ateş gibi…

Hayat işte böyle
Bir bardak çay,bir yudum su
…ve gün ışığı

Putperestlerin göz yaşları
…uzun gecelerde.
Çarkıfelekten,
Hafif meşreplerden ve,
Sulu gözlü sevdalılardan,
Birer yürek umut…

Birer yürek umut…

İşte hayat;
Yürekleri yetmeyenlere.

MEKTUP

MEKTUP

‘’Gurbet bir başkadır, mahzundur hüzün
Benim akşamlarıma pus düşer.
…ve düşlerime bir kabus.’’

Ben işte bölük, pörçük.
Öyle, bildiğin gibi.
Yüreğimde fırtına kuşları,
Bitmemiş türküler dilimde…
Bir sonbahar akşamında geleceğim,
Günün birinde…
Ceplerimde sarı yapraklar dolu.
Bir bıçak, üstünde bir çift söz;
Eğileceğim önünde…

Bir mızrabın, içimi ısıttığını bilir misin
Sımsıcak ılık, ılık…
Bir uzun havanın,
karlı dağlarda üşüttüğünü.
Soğuğu ayrılık…
Sözü ayrılık.

…ve pus düşer akşamlarıma dedim ya…
Bir yerlerde papatyalar
Gül bir yerlerde sulanır
Çiçeğin çirkini koklanmaz!
Söyledim ya…

Kimsesiz sazlıklardaki bir hazan gibi.
Bir segah şarkısın akşamlarında gurbetin…
Seni hatırlamakta zor geliyor,
Bil ki;seni unutmakta çetin…

Ben işte böyle;
Gülüm, güzelim,göz bebeğim…
Dağ kuşlarının gözyaşlarında,
Çifte sulanmış bir yüreğim.

Dr Edip Kaymak.

HAYAL KERVANSARAYI...

HAYAL KERVANSARAYI…1.
Bir kervansarayım var;
Ortasında Bozkırın…
Bütün umutlar benden.
Sevince sınır yok burada.
Bedava hayal kurun…
Bir Harman yerine topladım;
Zamanları yığınla.
Dağıtın zamanları,
Zamanları savurun…
Savurun bir Tığ gibi,
Bir Çeç gibi; ölümü.
Zembereği boşalmış,hayatları durdurun…
Hiç açılmamış kalpleri;
Siz de açmayın.
Sevmeden boşa geçmiş,
Bütün ömürleri vurun…
Ben;
Kervansarayım da düşler saklarım.
Atların sırtında ki;
Hayaller benim…
Kaçar gibiyim;
“Aşık ıslatan” yağmurlardan.
Terk eder gibiyim Gökkuşağını.
Yakılan, yıkılan hayallerdenim…

Sonra baktım ki;
Bu Kervansaray da her şey var.
Bu kadar üzülmeye değmez.
Nemrut’ta kalmış burada Mevlana da.
…velhasıl yine ne varsa sevgide…
Tabii ki ben ; dua ya kalkan;
Ellerdenim…


Yıllardır bu Handa bekler dururum.
Her gelen bir selam getirmiştir;
Birilerinden, benim gönlüme.
Benim gönlümden akan ırmakların;
Mecra sı yok…
Bütün sevdalar bana yakın.
Sevgilerin hepsi baş tacım.
Ayrısı, gayrı’ sı, yakını,
Ücrası yok…
Kervan sarayımın;
Duvarı yok, parmaklığı yok,
Dehlizi yok, hücresi yok…
Kandiller, fitiller çok mu uzakta?
Şu gönlü yakacak, bir ateş varsa;
O yolcu gelecekse;
Bu Hancı bekler.
Gönlümün acelesi yok…


Savaşçıların kılıçları;
Bu oda da dinlenir.
Bir oda da sükun bulur;
Ruhları Delilerin…
Bir oda da hıçkırıkları;
Nankör sevgililerin…

Şu karşı oda,
Gönül hırsızlarının.
Aşk dilencilerini ; İçeri almam.
Duaları bile yalan;
Nankör dilencilerin…

Görmeyenlerin odalarına;
İkişer mum yakın dedim.
Maksat gönülleri hoş olsun,
Adet yerini bulsun…
El yordamıyla yürüyenler biziz.
Halden bilmeyenlerin;
Gözü kör olsun…
Çok uzaklar da bir yer de;
Çok eski bir zaman da...
Uykuya dalmışsınız san ki;
Uzakta bir Kervansaray da…

Önce ben başlayayım.
Benimle tanışın önce…
Çün ki;
Benimle işiniz zor.
Çün ki; Ben sevince…

Ben Harami başıyım,
Yol kesen im ,Haydut’um.
Hançerimi;
Gözyaşlarına saplarım…
Ben sevda dilenirim,
Gönül haracı toplarım…

Acı hikayeler biriktiririm.
Gözyaşlarından şaraplar;
Benim sarnıçlarım da…
Ben sevdaları saklarım.
Aklaşan saçlarım da…