29 Kasım 2016 Salı
GÜLAĞA
KİRVEM…
İhtiyar;
Kör
bir çobanın,
Bir
eline değnek verip,
Öbür
elinden de tutarak;
Son
isteği bu olduğu için,
Zara
nın köse dağına çıkaracağım…
o
hissettiklerini bana,
ben
gördüklerimi ona anlatacağım…
bir
kör,
bir
çoban,
bir
gökyüzü ve Gülağa Kirvem.
O
İzoluyu anlatacak,
Ben
dumanı ,sisi,ve Bayırkuşlarını.
Hayat
böyle.
Dizinde
derman olmayanların ,
Yürekleri
nasıl da koşarmış…
Hayallerin
dağlarında,
Kör
çobanlar nasıl da yaşarmış…
17 Kasım 2016 Perşembe
13 Kasım 2016 Pazar
12 Kasım 2016 Cumartesi
DÜŞ…
Bu iş
hatır-gönül işi değil,
İşimiz gönül
borcu.
Bu kez;
Seninle yürüyeceğim.
Ellerini bırakmayacağım
bu sefer.
Seninle bakacağım
yıldızlara,
Denize,dalgalara,
Seninle…
Artık;
Turnaları seninle bekleyeceğim.
Senin için
ıslık çalacağım.
Senin için
serçe besleyeceğim.
Artık;
Rodrigez
i senin için dinleyeceğim.
Artık ;
Bütün şarkılar
kavuşmak üzre.
Senin için
severim artık,
Tren raylarını.
Bu sazı
senin için çalarım,
Senin içindir
bu ud taksimi,
Şu bozlak
sana,
Şu uzunhava
senin.
Artık;
Şu Metrisin
önünde seni beklerim.
Artık,
Beni Mamak
tan sen çıkartırsın.
Sabahın seher
yelinde,
Uzun bir
yolculuğa,
Seninle beraber.
Arkaya bakmadan
seninle,
Uykusuzbir
geceden sonra;
Bilmem nereye…
Bir kuşluk
vakti,
Beraber yürürüz.
Bilmem ne
körfezinde…
Bilmem ne
meyhanesinde,
Beraber içeriz
bu şarapları.
Bakarsın;
Mihribanı
bizim için çalarlar.
Belki,hava
bizim içic açar.
Bakarsın lodos
bile esmez;
Senin için.
…velhasıl
sadece,
Sen olsan
yeter…
Papatyalar,şarkılar,
…ve yarin
yemenileri.
Hepsi hikaye.
Gün gelir
belki;
Hayatlarda,
Hikayelerde,
Sana hasretde
biter…
‘ağlasınlar,
Kimin gözlerinde
yaş varsa…
Uçurtmalar
onların olsun;
Kimin gönlünde
düş varsa…
Edip kaymak.
12 kasım 06.mersin.
10 Aralık 2015 Perşembe
GÜLAĞA
KİRVEM…
İhtiyar;
Kör
bir çobanın,
Bir
eline değnek verip,
Öbür
elinden de tutarak;
Son
isteği bu olduğu için,
Zara
nın köse dağına çıkaracağım…
o
hissettiklerini bana,
ben
gördüklerimi ona anlatacağım…
bir
kör,
bir
çoban,
bir
gökyüzü ve Gülağa Kirvem.
O
İzoluyu anlatacak,
Ben
dumanı ,sisi,ve Bayırkuşlarını.
Hayat
böyle.
Dizinde
derman olmayanların ,
Yürekleri
nasıl da koşarmış…
Hayallerin
dağlarında,
Kör
çobanlar nasıl da yaşarmış…
28 Kasım 2015 Cumartesi
Sen;
Benden
gittikten sonra,
Hüzünlü
bir şarkıydın.
Rüyalarım
bile soğuktu.
Zemheriydin,karabasandın,karakıştın…
Kasvetli
bir güz gecesinde;
Soğuk
Sivas ın,
Soğuk
bir kış gecesinde,
Soğuk
bir otel odasında,
Yapayalnız,beş
parasız,terk edilmiş,
…ve
çaresiz.
Benden
giderken,
Hayallerimi
çalan,
Umutlarımı
tırpanlayan yine sendin.
Ölülerin
çenelerini bağlarlar ya;
Suskunluğum
öylesineydi.
Çetin
kaya da ki posta treni vardı ya,
Onun
yalnızlığı gibiydim.
hani
şu Zara da,
lapa
lapa yağan kar vardı ya,
umursamaz.
Onun
gibiydim artık.
Sonra
avcılar;
Anne
geyikleri vurmadan gittiler.
Zebaniler;
Ölülerin
çenelerini çözüp kaçtılar.
Leyla
ile Mecnun kavuştular.
Gün
doğdu hapishanenin en ücra hücresine.
Kız
kuşlarının yavruları,
Yumurtadan
çıktılar.
Bahar
geldi cümbür cemaat.
Umutlarımız
yeşerdi.
Suyun
toprakla buluşması gibi buluştuk.
Umutları
olanlar;
Hayat
boyu koşarmış…
Aşkı
birkez yakalayan;
Hayat
boyu yaşarmış
…
27 kasım
15.mersin.
14 Kasım 2015 Cumartesi
31 Ağustos 2015 Pazartesi
İLİCE YILLARI...
KARANLIĞIN
KUŞLARI
Lanetleri
yağdıran sen misin geceleri.
Senide mi
kandırdılar karanlığın kuşları…
Yazık;
Çok
seviyordum Ay ışığını ve seni.
Seni demi
yordular Bahtımın yokuşları…
Ateşten
dualar mı okudun gözlerime,
Kör olsak
bir çift gülü solar gibi bil…
O dediğin
ateşler yakmaz ki bizi,
Sen bizi
boz bulanık sular gibi bil…
Ay ışığında
kül döksem ırmaklara ben.
Yaprakları
savursam sulara karşı,
Bizi;
Gurbetlere
gelin salar gibi bil…
Sen dağ
başlarını bilir misin ki;
Yıldızların
asıldığı kandiller gibi yüce.
Süründürür
gibi uzakta sanki,
Sen bizi
Serdengeçtiler gibi,
Sen bizi
ölümün kapısını çalar gibi bil…
Yetmez mi
bumca yıldır ağarttın saçlarımı.
Senden
gelen sitemi dönderi yorum sana…
Daha ne
istiyorsun bilmedim ki vefasız,
Kan çanağı
bir çift göz gönderiyorum sana…
08’aralık’86
Edip Kaymak…
UĞURLARKEN GURBETE
1…
Saçların
ıslakken, Ben kurutayım.
Ben
öpeyim gözlerinden;
Ağlarken…
Avucumda
sıkıp,
Bembeyaz
mendilleri.
Bırak;
Bende
ağlayım,
Gurbete
uğurlarken…
Böyle
gidermiş bu mevsimler.
Artık;
Durulacağı
yok denizlerin.
Bu
dalgalar hep üstüme,
Hep
üstüme yağar bu yağmur.
Ahmak
ıslatırcasına…
Artık
ıslatmasın beni.
Bahtımı
sırılsıklam eden;
Ne varsa bitsin.
Bitsin
bu uzaklardaki olmazlık.
Bitsin
bu yolculuk,
Bitsin
bu sefer.
Hep
leyli meccani,
Hep
seyrüsefer.
Yanıbaşım
da hep,
Kan
dolu gözyaşların.
…ve
virane gönlün;
Hep
sırtımdaymışcasına…
Leyli
Meccani gidenler;
Dalgaların
kenarından geri dönsünler.
El
sallasınlar geride bıraktıklarına.
El
sallasınlar sanki ben ordayım gibi.
San
ki;
Ben
hep rıhtımdaymışcasına…
Keşke
o Kör Talih’i,
Birine
satsaymışım…
Keşke;
Görmeseymişim
seni,
Uğurlarken
gurbete.
Keşke;
Ağlayan
gözlerini kapatsaymışım…
UZAK SEVDALAR...
UZAK
SEVDALAR…
Uzak
sevdaların kanadı mı var;
Uçacak,
uçacak sana gelecek…
Her
gece hüzün mü basar insanı;
Kaçacak,
kaçacak sana gelecek…
Gözünden
kan aksa, gönlünden hasret.
Arada
dağlar var, Gurbet misali.
Kapı
bir komşumu sandın ki o nu,
Çıkacak,
çıkacak sana gelecek…
Dr.
Edip Kaymak.
SENİN ŞU FALCILAR...
SENİN ŞU FALCILAR…
Senin şu falcılar,
Senin şu halin
Çıkacak kısmet mi var?
Çıkar mı dersin
Talihin en körü
Zaten bendeymiş
Kör talih bu bentleri yıkar mı dersin?
Senin şu falcılar kandırdı beni;
Bir sesin peşinden koşar gibiyim,
Bir göz pınarında yaşar gibiyim…
Bir sesin peşinden koşar gibiyim,
Bir göz pınarında yaşar gibiyim…
Dolambaçlı yolların sonunda
Sen mi varsın ki;
Hıçkıra ,hıçkıra yola çıkalım…
Ne zaman rast gitti bendeki talih,
Kadere.kısmete,fala çıkalım…
Sen mi varsın ki;
Hıçkıra ,hıçkıra yola çıkalım…
Ne zaman rast gitti bendeki talih,
Kadere.kısmete,fala çıkalım…
SAHİPSİZ SEVDALAR...
SAHİPSİZ
SEVDALAR…
Ben kan ter
içindeyim geceleri.
Sen alır
başını gidersin…
Hep Turna
salarlar yarin yanına,
Sana ne göndereyim ,
Neyi
seversin…
Bu
bekleyiş, bu çile
Bir gün
biter mi bilmem…
Beni
kahreden hayaller,
Sana yeter mi
bilmem…
Sana dağ
havaları getireyim.
Köpüğün suda yüzüşü gibi.
Ardıç
Kuşlarının kanatlarından,
Şundan, bundan
Ne bileyim…
Bırak
Çamsakızını, Çoban armağanını
Beni iste de
geleyim…
Edip
Kaymak…
30 Ağustos 2015 Pazar
YALAN…
Ben Köroğlu
nu tanırım,
Bilirim
Reyhan Arabı.
Köse Kenan
dostumdur.
Yıllarca
sakladım kel olduğunu,
Ayvaz
sırdaşım.
Güllünün
sevdasını söylemem.
Vefadan yanıp kül olduğunu.
Turnaları
gökte bekleyen benim,
Köroğlu nu
dağda saklayan benim.
Benim;
Ona bir
koyun vermeyen çoban…
Yalan Bolu beyi,
Köroğlu
yalan…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






