30 Ağustos 2015 Pazar

                                       YALAN…

Ben Köroğlu nu tanırım,
Bilirim Reyhan Arabı.
Köse Kenan dostumdur.

Yıllarca sakladım kel olduğunu,
Ayvaz sırdaşım.

Güllünün sevdasını söylemem.
Vefadan  yanıp kül olduğunu.

Turnaları gökte bekleyen benim,
Köroğlu nu dağda saklayan benim.
Benim;
Ona bir koyun vermeyen çoban…
Yalan Bolu beyi,

Köroğlu yalan…
                       BEŞ BALIK

…
Gidişimiz yıllar önce başladı.
Uyku ağırdan düşerdi üstümüze,
Kar hayal-meyal yağardı…
Beyazı hep sevdadan bildiler,
Benimki yalnızlıktan ağardı…

Uzak diyarları severdik ya;
Ondandır,
‘’Uzak sevdalara’’ kul olduğumuz…
Yari hasrete götürdüğünden dir,
Uzaklara,

Uzaklara yol olduğumuz…

11 Mayıs 2015 Pazartesi

GÜLBEYAZ İLK DEFA
GÜLBEYAZ …2
Günlerden birgün,
vakitlerden bir akşam üstü…
bağırarak sevdiğimi söyledim arkasından;
bana küstü…
yeni söküyordu okumayı tanıştık…
bir silgi verdim Gülbeyaz’a barıştık…
Gülbeyaz bağa sevdalı,
ben Gülbeyaz’a…
bağa gömdük sevdamızı;
çiçek açar gül serpilir gelecek yaza…
ağır ağır gelip çöken hüzünler,
sarı yaprak benzimizden okunur…
gazel desen ağlar,
güz desen olmaz.
“EYLÜL” bile sevdiğime dokunur…

Yollar bile tanır başındaki yemeniden,
Yıkar yıkar sarar başına bilirim “benden hediye…”
Kahrolan duygular sulu sepken,
Soyunur serpilir gözyaşlarıma…

“…
Aklına bir şey gelmesin,
Girmesin şeytan uykularına.
Kimbilir…
Bu yürek yaprak dökümünü,bağ bozumunu,
Bir de seni bilir…”

Bir serçe kanat çıpsa kuşburnudan,
Küçücük yüreği de çırpınır;
“Benim diye…”
                                                      Edip KAYMAK

İLK DEFA...

GÜLBEYAZ... 

GÜLBEYAZ …1
Bağ bozumu;
Kahrolan duygular sulu-sepken;
Soyunur serpilir gözyaşlarıma…
“…
Dallar çırılçıplak kaldığı zaman,
Dağları tipi tutar.
Ayrılığın kuşları üçer-beşer…
Güllere gönüllere bozartı düşer…”

Yanar o zaman Gülbeyaz;
Ufuklar belenir küle…
Dolu gözler sesi boğuk,bir başka.
Ağlar duldalarda için için,
geleceğimi bile bile…

çiseleyen yağmurun kokusu barut,
bağ yollarında sırılsıklam bir güzel.
Saçları sırma belikli dal,dal.

Bizim Gülbeyaz…

18 Mart 2012 Pazar

FÜSUNKAR

FÜSUNKAR…


Ben bir Fırtına Kuşuyum.
Ben çulsuz, çaputsuz,
Kör-Aşık gibi.
Sen; Fırtınalarda solmuş ca sına…
İçimi titretir, sevdaya benzer.
Bir çıkmaz sokakta yolmuşçasına…

Sesini duyunca feleğim şaşar.
Ölsek de gam değil, mutluluk bu ya…
Yorgun kalbimize bir yükte senden,
Ölürsek yazımız yazılmış suya…

Ölüm ve sen yan yana yakışmazsınız.
Sen Zümrüt’ü Anka,
Ölüm çok erken…
Sevmek zamanıdır bu mevsim şimdi.
Ben sevmeye devam Sense giderken…

Beni uğurlama git.
Geriye dönüş yok, geriye bakma.
Şu giden yılların gölgesi misin…

…Ve Sivas Tren-garajın dayım.
Buğulu vagon camında bir yazı:
…Sen Deli misin…

Ben Deliyim ,Ben Divaneyim,
Ben zamansız bozulmuş Bağlarım…
“İşte böyle imiş habersiz sevmek,
Gizliden düşermiş ateş gönlüne..”

Benim Trenlerime el sallama,
Beni uğurlama ağlarım…

12 MART 08’Mersin

PAPATYA YAPRAKLARI

PAPATYA YAPRAKLARI…

Papatya yapraklarından;
Hiçbir şey olmaz.
Farzet ki kopardın,
Farzet ki saydın…
Yaprakmı kalırdı,
Falmı kalırdı;
Beni adam gibi,sevmiş olsaydın…

Ne yaprak,ne falcı,
Ne de papatya.
Hiçbiri gönlüme yol göstermiyor.
Ben seni sevmiştim,
Bir deli gibi.
Keşke…
…keşke sen bunu bilmiş olsaydın…


İşte Yusuf benim,
Nerde Züleyha?
İşte ben Şirin im.
Aşığım sana.
Mecnun kim olur ki,
Var mıdır Leyla…
Keşke…
…keşke şu dağları delmiş olsaydın…

Bütün terkedenler;
Hayaller de geri dönerler birgün.
Bir daracık sokaktayım.
Bir pervazın gölgesindeyim.
…keşke
Keşke birgün;
Kucağında hayallerle gelmiş olsaydın…